2014 Süper Kupa finali oynandı. Fenerbahçe'nin penaltılar ile Galatasaray'ı yenerek elde ettiği Süper Kupa sonrasında akıllarda sadece Volkan'ın ceza alacak hareketleri ve artık rutin hale gelen taraftar taşkınlıkları kalacak.
Ersun Yanal'ın yakışıksız bir biçimde Fenerbahçe'den gönderilmesi sonrasında yardımcılıktan terfi ettirilen İsmail Kartal, dengeli bir yönetim gösterdi. Futbolculuk dönemindeki gibi sessiz, sakin bir mizaca sahip olan İsmail Hoca, çok da suya sabuna dokunacak gibi durmuyor. Ersun Yanal sonrasında düzenli takım iskeletine dokunmayan hatta Diego transferi haricinde herhangi bir yeni transfere imza atmayan Fenerbahçe'de oyun anlayış ve disiplininde hiç bir değişiklik görmedik. Eldeki mirası aynen koruyan İsmail Hoca, futbolcular ile var olan düzeyli anlayışı teknik direktör koltuğunda da sürdürüyor.
Kupa seremonisi sırasında, oyuncuların kupayı kendisine uzatması sırasında eline almak istememesi ve "siz hak ettiniz" tavırları, kişiliğindeki inceliği gösteriyor.
Standart takım disiplinini korumak zaten önemli bir profesyonellik gerektirir ve bunun İsmail Hoca'da olduğuna hiç kimsenin tereddüdü yoktur. Hele avrupa kupalarına katılmayacak bir Fenerbahçe için ekstra üstün özellikte bir hocaya da ihtiyaç duyulmayacağı düşünülmüş olabilir. Düşünülmüş diyoruz ama, aslında Aziz Yıldırım böyle düşünmüş olabilir demek daha doğru olur.
Asıl olası problemler, takıma yeni oyuncular katıldıkça ve eksildikçe yeni takım formatları oluşturulması gerektikçe ortaya çıkmaya başlayabilir. Örneğin Diego'nun takıma girmesi ile birlikte mevcut şablonda değişikliğe gidilecek mi, gidilmeyecek mi? Takımda nerede oynayıp ne kadar verim alınabilecek?
Bu arada takım kaptanlarının İsmail Hoca'ya desteği sürdüğü müddetçe yani oyuncular kazan kaldırmadıkça İsmail Hoca'nın koltuğu sallanmaz... ama ne zaman ki; üst üste birkaç yenilgi gelir, Ersun Hoca'nın mirası elden gidiyor söylentileri medyada kendine yer bulursa, Aziz Yıldırım'ın yine keyfi fikirleri İsmail Hoca'nın kariyerini belirler..
Artık en ufak bir sallantıda, Aziz Yıldırım futbolcuların mı tarafında yer alır, yeni bir teknik direktör mü getirmeyi düşünür Allah bilir.
29 Ağustos 2014 Cuma
14 Ağustos 2014 Perşembe
Aziz Yıldırım Yüzünden Fenerbahçe'yi Bırakanlar Her Geçen Gün Artıyor
Aziz Yıldırım'ın despotik, tek kişi hakimiyetine yönelik sürdürmüş olduğu yönetim şekli, Fenerbahçe'yi ülkeden, ülkemizi Fenerbahçe'den soğutuyor. Yargıtay kararıyla geçtiğimiz aylarda Fenerbahçe'nin ve bizim kurtulduğumuzu düşünürken, yeniden yargılama sürecine dahil olmasıyla 1998 yılından beri hiç ayrılmadığı yöneticilik koltuğunda oturmaya devam ediyor. Yönetim kurulunun eğer onu yönetimden uzaklaştırmaya gücü yetmiyorsa, bu TÜM FENERBAHÇELİLERİN AYIBIDIR!
Fenerbahçe'nin tüm başarılarını kendi elde etmediği gibi, tüm başarısızlıkların sahibi de kendisi değildir. Bir başkanın görevi, yönetimde olduğu kurumun saygınlığını koruyarak işlerliğini sürdürmektir. Oysa Aziz Yıldırım'ın yönetimdeki varlığı bile artık, taraflı tarafsız tüm kişilerin tepkisini çekmekte ve Fenerbahçe'ye zarar vermektedir. Kendi hegemonyasını değil, söylediği gibi Fenerbahçe'yi düşünen bir kişi olsaydı, bu görevi çoktan bırakırdı.
Aziz Yıldırım, geçen 16 yılı aşkın süren Fenerbahçe'deki yöneticilik hayatına biraz olsun ara vermeli, dinlenmeli ve yeni yüzlerin, Fenerbahçe yönetiminde görülmesine fırsat vermelidir. Fenerbahçe sahipsiz değildir. Milyonlarca taraftarı olan bir kulüp, elbette kendi yöneticilerini seçebilecektir, seçebilmelidir.
En son yaşanan Ersun YANAL - Aziz YILDIRIM gerginliğinin sebep-sonuç ilişkisine hiç girmiyorum. Çünkü böyle bir polemiğin yaşanması bile, tek başına Fenerbahçe'lileri diğer kulüp taraftarları gözünde zor durumda bırakmıştır. Aziz Yıldırım'ın tavrı ve basın toplantısı, suçlaması, doğru olsa dahi; yöntem, yöneticilik tarzı, böyle olmamalıydı. Bu tavrın arkasında duran, istifa etmeyen, hala yöneticilik koltuğunda oturan sözde yöneticiler, FENERBAHÇELİ DEĞİLDİR; FENERBAHÇELİ OLAMAZ! Bu sözde yöneticiler, hala Fenerbahçe'ye gönül verenler sayesinde o koltuklarda oturduklarını unutmamalılar!
Ben, ailem, arkadaşlarım, şu ana kadar kaç kişinin Aziz Yıldırım ve yönetim şekli yüzünden Fenerbahçe'yi bıraktığını sayamıyorum bile. Artık diğer takım taraftarlarına Aziz Yıldırım'ı savunmak zorunda olmaktan bıktık çünkü. Aziz Yıldırım diktatörlüğüyle, yöneticiliğiyle yıllardır Fenerbahçe'nin önüne geçti ve Fenerbahçe yaptıklarıyla değil, Aziz Yıldırım'ın yaptıklarıyla anılmaya, tanınmaya, sevilmeye, sevilmemeye, başlandı ve devam ediyor. Velhasıl, kendi ifadelerinde de yüzlerce kez yer aldığı gibi, Aziz Yıldırım FENERBAHÇE'DEN BÜYÜK DEĞİLDİR!
Fenerbahçe'nin tüm başarılarını kendi elde etmediği gibi, tüm başarısızlıkların sahibi de kendisi değildir. Bir başkanın görevi, yönetimde olduğu kurumun saygınlığını koruyarak işlerliğini sürdürmektir. Oysa Aziz Yıldırım'ın yönetimdeki varlığı bile artık, taraflı tarafsız tüm kişilerin tepkisini çekmekte ve Fenerbahçe'ye zarar vermektedir. Kendi hegemonyasını değil, söylediği gibi Fenerbahçe'yi düşünen bir kişi olsaydı, bu görevi çoktan bırakırdı.
Aziz Yıldırım, geçen 16 yılı aşkın süren Fenerbahçe'deki yöneticilik hayatına biraz olsun ara vermeli, dinlenmeli ve yeni yüzlerin, Fenerbahçe yönetiminde görülmesine fırsat vermelidir. Fenerbahçe sahipsiz değildir. Milyonlarca taraftarı olan bir kulüp, elbette kendi yöneticilerini seçebilecektir, seçebilmelidir.
En son yaşanan Ersun YANAL - Aziz YILDIRIM gerginliğinin sebep-sonuç ilişkisine hiç girmiyorum. Çünkü böyle bir polemiğin yaşanması bile, tek başına Fenerbahçe'lileri diğer kulüp taraftarları gözünde zor durumda bırakmıştır. Aziz Yıldırım'ın tavrı ve basın toplantısı, suçlaması, doğru olsa dahi; yöntem, yöneticilik tarzı, böyle olmamalıydı. Bu tavrın arkasında duran, istifa etmeyen, hala yöneticilik koltuğunda oturan sözde yöneticiler, FENERBAHÇELİ DEĞİLDİR; FENERBAHÇELİ OLAMAZ! Bu sözde yöneticiler, hala Fenerbahçe'ye gönül verenler sayesinde o koltuklarda oturduklarını unutmamalılar!
Ben, ailem, arkadaşlarım, şu ana kadar kaç kişinin Aziz Yıldırım ve yönetim şekli yüzünden Fenerbahçe'yi bıraktığını sayamıyorum bile. Artık diğer takım taraftarlarına Aziz Yıldırım'ı savunmak zorunda olmaktan bıktık çünkü. Aziz Yıldırım diktatörlüğüyle, yöneticiliğiyle yıllardır Fenerbahçe'nin önüne geçti ve Fenerbahçe yaptıklarıyla değil, Aziz Yıldırım'ın yaptıklarıyla anılmaya, tanınmaya, sevilmeye, sevilmemeye, başlandı ve devam ediyor. Velhasıl, kendi ifadelerinde de yüzlerce kez yer aldığı gibi, Aziz Yıldırım FENERBAHÇE'DEN BÜYÜK DEĞİLDİR!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)